SON DAKİKA

Sabiha Sefer’den yeni yazı: ‘Tasavvufi’de Rüya – 1’

Bu haber 12 Aralık 2016 - 12:12 'de eklendi ve 1.102 kez görüntülendi.

Köşe yazarımız Sabiha Sefer’in yeni yazısı yayında.

Tasavvufta bir eğitim metodu olarak kullanılan rüyâ ise, ilk dönem sûfîlerinden beri îtibâr edilen bir bilgi kaynağıdır. Peygamberlerin gördüğü rüyâlar vahiy; sıradan insanlardan farklı olan takvâ sâhibi mü’minlerin ve velîlerin gördüğü rüyâlar ise ilham  mahiyetinde kabul edilmiştir.

Mutasavvıflar, mâneviyat ehlinin diğerlerinden farklı olan rüyâlarını, nefsin yedi mertebesi ile açıklamaktadır ki bunlar: “Nefs-i emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziyye, marziyye ve sâfiyye” şeklindedir. Sâlikin ( Sözlükte “yolcu” anlamına gelen salik, Tasavufta, Allah’a giden yolu tutana, bu yolda ilerleyene, tarikate girmiş bulunan kimse, mürit, derviş.), gördüğü rüyâyı şeyhine anlatması ve şeyhin de, sâlikin rüyâsını nefis tabakasına göre değerlendirmesi söz konusu olup, her bir derecenin ta’biri de farklılık göstermektedir.

Rüyâlardaki bu farklılık, kalp âlemiyle kulun mânevî makâmı arasında yakın bir ilişki olduğunu gösterir. İmâm-ı Gazâlî, kalbin eşyânın aslını gösteren bir ayna olduğunu, Allâh Teâlâ’nın yaptığı ve yapacağı her şeyin ise Levh-i mahfuzda yazılı olup kalp aynasında olduğu gibi, tüm sûretlerin oraya nakşolduğunu ifâde etmiştir. Buradan hareketle İmam Gazâlî; her iki aynanın da parlak tutulması netîcesinde, melekût âleminden (ruhlar ve melekler alemi)  bâzı esrârın kalpte parlayabileceğini, hayal kuvvetinin bunu alarak bir misal ile hikâye ettiğini ve çok iyi koruduğunu belirtmiştir. Uykuda da bu tahayyülâtın  ( hayalde canlandırmalar)   resimleri görülürken, uyandığında kişinin  hatırında olanlar, hayalindekilerden ibarettir.

İmâm-ı Gazâlî, rüyâyı ta’bîr edenin gördüğü şeylerle, bu hayaller arasında bir münâsebet kurması gerektiğini söyleyerek, uykunun gayb (görünmeyen,gizli)  âleminin perdesini kaldırdığını ifâde etmiştir. İlk dönem sûfîlerinden Kuşeyrî, rüyânın bir nevî kerâmet olduğunu söylemiş; uyku esnâsında tüm his ve şuur hallerinin tamâmen yok olmadığını ve uykudan uyanan insanın gördüğü şeyin ise hakîkî rüyâ olduğunu şu şekilde îzah etmiştir: “Rüyâ gören, şiddetli karanlıkta lambanın ışığı altında bulunan bir kimse gibidir. Üzerine güneş doğduğunda, yâni uyandığında, güneşin ışıklarının lambaya galebe çalması gibi uyuyan kimse de lambanın ışığı altında, uyku hâlindeki tasavvur ve idrâklerini hatırlayacaktır.” Kuldaki bir kısım rüyâlar Peygamber Efendimiz’in şu hadîsinde olduğu gibi, uyandığında gerçekleşir ve bu, onun sâlih rüyâ olduğuna delildir. Hazret-i Âişe’den gelen rivâyetle, “Resûlullah’da vahyin başlangıcı sâlih rüyâ olup, herhangi bir rüyâ gördüklerinde sabah aydınlığı gibi aynen zuhûr ederdi ” buyurmuşlardır.

ERTUĞRUL GAZİ VE OCAKTAN AKAN SU

Ertuğrul Gazi, bir gün Akça Koca’yla beraber oturmaktadır.  Dalgın duran Ertuğrul Gazi’ye Akça Koca sorar:

“Hayırdır Efendim, pek dalgın duruyorsunuz? ” “Hayırdır inşallah Akça Kocam…

Dün gece bir rüya gördüm. Bir ocağın başında oturmuşum. Ocaktan etrafa alev yükseliyor. Ocağa dikkatle bakıyorum. Ocaktan temiz ve ab-ı hayat gibi bir su, yol yaparak ilerliyor; gittikçe çoğalıyor, genişliyor ve aşağılara inerek ovada  toplanıyor.  Ben ne olacak diye heyecan içinde iken tam bir derya haline geldi. Buna hayret ederim.”
Akça Koca sakalını sıvazlarken neşeli görünüyordu:

“Gözün aydın olsun gazim!  O ocak sensin. Gönlün Allah  aşkı ve muhabbeti ile alev alev yanmaktadır. Müjdeler seni! Gün gelecek  senin bir oğlun olacak, o gördüğün billur su kaynağı misali, derya gibi bir devlet kuracak. Bu devlet bütün bir cihana hakim olacaktır.

Rüya, bilindiği gibi gerçekleşmiş, altı asır bütün cihana adalet, insanlık ve birbirinden güzel eserler sunacak olan Devlet-i Aliye-i Osmaniye zuhur etmiştir.

İNAT ETMEYİ GÖRMEK:

İnat ve ısrar ettiğini görmek hayır değildir. Bir rivayete göre inat ve ısrar, firar ve işten çekilmeye işaret eder. Bir hususta inat ve ısrar ettiğini gören bulunduğu bir işten uzaklaşır. Vali ise vilayetten çekilir. Başkan ise başkanlığı bırakır. Tüccar ise ticaretten vazgeçer. Sanat erbabı ise çalışmaz olur. Davası var ise bunu bırakır.

BOĞAZLAMAK GÖRMEK:

Rüyada bir kimseyi boğazladığını görmek o kimseye zulüm etmektir. Akrabasından birini boğazladığını ve kan çıkmadığını görmek akrabalık bağlarının kesilmesine,  Eğer kan çıkarsa birbirlerine yardım ve iyilik etmeye işarettir. Boğazlanmış bir adam veyahut boğazlanmış bir topluluk görmek onların gölge ehli ve dinden çıkmış olduklarına delildir.

Kendi nefsini boğazladığını gören eşiyle yaptığı haram bir fiil işler. Validesi, babasını veya evladını boğazladığını gören kan çıkarsa babası, validesine ve evladına asi, isyankâr olur. Eğer kan görülmez ise aralarındaki silsile ve rahmete yani aralarındaki bağların sevginin kuvvetine işaret eder. Bir kadını boğazladığını gören o kadına yakınlık duyar, yaklaşmak ister. Bir dişi hayvanı boğazladığını gören kadınla ilişki, yakınlık ister. Rüyada boğazlamak veya boğazından kesmek bazı yorumcuların beyanına göre hayırlı değildir.

DÜĞÜN GÖRMEK:

Rüyasında eğlence olmadan sakin ve sessizlik içinde bir düğün görmek hayra berekete feraha ve sevince işarettir. İçkili, gürültü ve patırtılı olan düğün görmek hayır değildir. Düğünde raks (dans)  olursa rüya belaya işaret eder. Ebu Said’ül Vaaz demiştir ki; rüyada düğün görmek düğün sahibi için musibettir. Düğüne davetli olan için yemek olmadığı hâlde sevinç ve ferahlıktır. Bazı rüya yorumlayan kişiler demiştir ki “Çeşitli çalgı ve oyunlardan bir şeylerin mevcut olduğu düğünü görmekten nefret ederim. Çünkü düğünde çalıp oynamak, çağırmak musibetler ve hüzün ile yorumlanır.”  İbni Kesir demiştir ki düğün, rüyada cenaze ile yorumlanır. Kendi düğününün yapıldığını görenin yakında cenaze merasimi yapılır. Oğlunu evlendirip düğün yaptığını ve düğünde çalgılar bulunduğunu gören oğlunun cenaze merasiminde hazır bulunur ve ağlayanlar çok olur. Bir düğüne davetli olup orada yemek yediğini gören ölü için pişirilen yemekten yemiş olur.

 TANDIR GÖRMEK:

Rüyada tandır görmek; gizli işlerin ortaya çıkmasına; tandır yap­mak, düşmandan kurtuluşa, tüccar için ticaretin artmasına ve evliliğe işarettir. Rüyasında tandır yaktığını gören, mal kazanır ve kendisine faydalı olur. Kebap ve yemek tandırı hapse delâlet eder. Rüya sahibi sıkıntıda ise bu sıkıntıdan kurtulur. Çarşı tandırı, herkesin kendisine müracaat ederek fikir aldıkları âlim İle tabir edilir. Kış vaktinde evinde tandırı olup ateşte ısındığını gören, mal ve mülk sahibi olup rahat eder. Yaz günü tandırda ısındığında görse, gam ve kedere düşer ya da hararetli bir hastalığa yakalanır.

PAMUK AĞACI GÖRMEK:

Senelerce kalıp meyve ağacı gibi her sene mahsul veren pamuk ağacını görmek hayırlıdır. Herkes için menfaat, iyilik ister. Halim (yumuşak huylu, sakin) , bilgili, iyi ahlak sahibi bir insan ile yorumlanır. Mahsulden sonra sökülüp atılan çeşidinden pamuk ağacı görmek ise ,  bahsedilenden daha az huylu bir adamla yorumlanır.

HİNDİSTAN CEVİZİ GÖRMEK:

Rüyasında Hindistan cevizi görmek bir müneccim tarafından gelecek olan mal diye yorumlanır.  Bir rivayete göre rüya sahibi müneccimin sözüne itibar eder. Eğer cevizi yer ise o müneccimin sözünü tasdik eder. Bir görüşe göre Hindistan cevizi iri yarı bir adam veya Hintli bir cariyeye işaret eder. Hindistan cevizi yediğini gören rüya sahibinin salah, dinine bağlı  ayrıca din ilmi tahsil edeceğine delalet eder.  Ondan yemediğini ve kimseye de vermediğini görmek ilim tahsilini edemeyeceğine ve bundan kimsenin de fayda göremeyeceğine işarettir.

 SİMİT GÖRMEK :

Rüyasında simit görmek az maldır. Bir rivayete göre hayır ve nimete işaret eder. Elinde simit olduğu hâlde yemediğini gören para arttırır. Simidi yediğini gören kazandığı parayı sarf eder. Birine simit verdiğini gören o kimseye hayır ve menfaat sağlar. Birinin kendisine simit verdiğini gören o kimseden menfaat temin eder ve faydalanır.

 MİNBER GÖRMEK: 

Rüyasında minber görmek devlet başkanı, başbakan, vali, imam ve âlim ile yorumlanır. Minberde iyi ve kötü her ne hâl olur ise şekli ve tarzı, rüya sahibinin hâli ve mevkine göre bunlardan birine nispet edilir. Rüya âleminde minbere çıktığını gören eğer lâyık ise vali veya büyük bir memuriyete ulaşır. Bu görevlere lâyık olmayan için bu rüya iyi değildir. Minberde münasebetsiz şeyler söylediğini görenin rüyası müsibet ve günaha işaret eder. Minberde layık olan şeyleri söylediğini gören hayıra erer.

YAKUT GÖRMEK :

Rüyada yakut iki çeşit olur. Biri kırmızı diğeri sarıdır. Her ikisi de aynı suretle yorumlanır. Rüyasında birinin çaldığı yakutu kendisine verdiğini gören bir kadın veya cariye ile haram münasebette bulunur. Büyük yakut taşı görmek çirkin ve haram maldır. Eline bir yakut geçtiğini gören muradına erer. Cabir’ül Mağrubi demiştir ki rüyada tam ve sağlam bir yakut taşı görenin rüyası haram mal ile yorumlanır. Cafer Sadık R.A. buyurmuştur ki rüyada yakut görmek beş türlü yorumlanır: Mal, ictihad, ilim, evlat ve çok akrabadır. Delik veya çatlak yakut gören dul bir kadınla izdivaç eder.