SON DAKİKA

Sabiha Sefer’in yeni yazısı: ‘Tasavvufi de Rüya-2’

Bu haber 11 Ocak 2017 - 10:55 'de eklendi ve 961 kez görüntülendi.

Köşe yazarımız Sabiha Sefer’in yeni yazısı yayında.

Tasavvuf geleneğinde rüya yorumunda nefsanî ve ruhani haller ve makamlar ön planda tutulur. Niyaz-ı Mısri’nin rüya ve yorumu hakkındaki yazdıkları bu bağlamda anılmaya değer:

“Mısrî, rüyaları nefsin yedi mertebesine göre açıklar; bu mertebelerin her birinde rüyaları farklı şekilde yorumlar. Ta’bîrâtü’l-Vâkı’ât’ta rüya yorumları, nefsin mertebeleri, yedi gezegen ve Allah’ın yedi ismine göndermeler içerir. Bunlar, eserdeki şu sözlerden anlaşılmaktadır: “ Göklerde yedi gezegen yıldızının dönmeleri, Allah’ın yedi ismine mazhar olmalarındandır. Yedi yıldız, ilâhî isimlerin hararetiyle dönerler; onların dönüşüyle gökler dahi  dönerler. Büyük şeyhler, sûfîlere yedi yıldızın dönmesine sebep olan yedi zikir isimlerini telkin ederler; O kadar çok  yıldızı ve gökleri döndüren bu isimlerin insanın yastık kadar küçük vücudunu döndürmesine şaşılmamalıdır. Eğer talip, gayret gösterip  zikrini  sürdürdüğü isimle çok meşgul olursa; o isim onu, meşgul olduğu  derece kadar döndürür.”  (yedi esmâ-i usûliyye: Lâilâhe İllallah, Allah, Hû, Hakk, Hayy, Kayyûm, Kahhâr) göndermeler vardır.”

Dolayısıyla ehl-i tasavvufa göre, rüyâlar gelecek için bir mesaj olup, tasavvufî eğitim için de büyük bir önem arzetmektedir. Bu sebeple seyr’ ü sülûk ehli için, görmüş olduğu rüyâlarına ehemmiyet vermesi, yeri geldiğinde bunları bağlı bulunduğu yolun mânevî büyüklerine sorması ve rüyâlarının ta’bîrine dikkat etmesi elzemdir. Bir kimsenin mânevî terakkîsinin de en mühim göstergesi olan rüyâları, kendisini kontrol etmeye sevketmesi açısından büyük önem arzetmektedir. Bu sebeple, bilinmelidir ki gündüzünü ve gecesini Hakk’a vâsıl olma yoluna hasretmiş olan seyr’ ü sülûk ehlinin gecesi de seyrinden uzak geçmez ve rüyâları, misal âleminden izler taşır. Tüm mücâhedelerinin sonucunda kalbinde oluşan parlaklığın akisleri ise, rüyâlarında kendisine verilen bir müjde ve uyarı olarak müşâhede edilir.

Sadık rüya aynı zamanda bir keramet olarak kabul edilmiş, bazıları virdlerini rüyalarında bizzat Resûlullah’tan (sas) almışlardır.  Örneğin :  Muhyiddin ibn Arabi, rüyasında Resûlullah’tan aldığı talimatla eserlerini telif etmiştir. Hatta bazı sûfiler, gördükleri rüyadan sonra tasavvufa yönelmiş ve hayatlarını sonuna kadar da bu şekilde geçirmişlerdir. Felçli olan Muhammed b. El-Busîri, Allah Resûlü’nü methetmek için Kasidetü’l-Bürde adındaki uzun şiirini yazmış, bunun hürmetine dua edip şifa istemiş, rüyasında Hz. Peygamber’i görmüş, eliyle yüzünü okşamış, hırkasını üzerine atmış ve Busîri de bu hastalığından kurtulmuştur.

EVLİYA ÇELEBİ VE SEYAHATNAMESİ

Evliya Çelebi’nin dünyaca ünlü Seyahatnamesinin ilk adımı da rüya ile atıldı.

Çelebi, 1640 yılında babasından habersiz Bursa’ya gider. Eve dönüşünde babası onu karşısına alır ve bir takım nasihatlarda bulunur.

Dilerseniz bu konuşmayı Evliya Çelebi’nin  ağzından dinleyelim :

“ O gün, üzüntü içindeki evimiz varıp babam ile annemin mübarek ellerinden öptüm, huzurlarında el bağlayıp durduğumda aziz babam : -Safa geldin, Bursa seyyahı, safa geldin ! dedi. Halbuki ne tarafa gittiğimden kimsenin haberi yoktu.

Babama : –Sultanım, benim Bursa’da olduğumu nereden bildiniz? dedim.

Buyurdular ki : — Sen, 1050 Muharreminin (Mayıs 1640) Aşuresinde kaybolduğun mübarek gecede dua okudum. O gece rüyamda seni gördüm :  Bursa’da Emir Sultan Hazretlerini ziyarette seyahat rica edip ağlıyordun. O gece benden nice evliyalar rica edip seyahate gitmen için izin istediler. Ben dahi, o gece cümlenin rızasıyla sana izin verdim.

Gel şimdi oğul!  Bundan sonra sana seyahat göründü. Allah mübarek eyleye! —  diyerek bir dolu da nasihatte bulunduktan sonra şu sözlerle konuşmasını noktaladı .

Cümle ziyaretgahları ve her diyarın konak yerlerinden olan çöl ve ovaları, yüksek dağları, ağaçları ve acayip kayaları, kasabaları, ibretle seyredilecek eserlerini, kalelerini, ulularını yazarak “Seyahatname” namıyla bir eser yaz. Sonun ve akıbetin hayrola, öğütlerimi kulağına küpe yap, — diyerek enseme pehlivanca bir sille vurdu, kulağımı burup “Yürü, akıbetin hayrola!” dedi.”

 EVLİYA VE SALİH KİŞİLER GÖRMEK: 

Rüyada sufi, şeyh, evliya, zahid, salih, abdal ve meczup kişilerden birini görmek, dinde kuvvete, hayır ve bereketin oluşmasına, gam ve kederden kurtulup sevinçli ve neşeli olmaya işarettir. Bilinen ve meşhur olan bir veli, şeyh ve sufilerden birini güler yüzlü ve neşeli bir şekilde görmek, hayır işlerinde başarıya, din ve dünyada saadete, hayır ve berekete nail olmaya; asık suratlı ve kızgın bir şekilde görmek ise, din ve ahlakta zayıflığa, bunun etkisiyle saadet, hayır ve  bereketin yok olmasına delalet eder. Evliya, şeyh, zahid, salih ve meczup kişilerden birinin kendisine bir şey haber verdiğini görmek, haber verilen şeyin aynen gerçekleşeceğine; çölde veya ıssız bir yerde velilerden birinin kendisine yol göstediğini görmek, din yolunda hidayete, zorluklardan kurtulmaya ve ümit ettiği şeylerin gerçekleşmesine işaret eder. Bu kişilerden herhangi birini görmek, herhalukarda hayır, menfaat ve iki dünya saadeti ile tabir edilir.

 HAREM AĞALARI GÖRMEK:

İbni Sirin demiştir ki rüyada  harem ağası görmek hangi cinsten olursa olsun hayır ve salaha işarettir. Kirmani demiştir ki harem ağası görmek melekler ile dinde güzellik ile yorumlanır. Rüyasında bir harem ağasının kendisine haber verdiğini görmek o haberin aynen verildiği gibi ortaya çıkacağına işarettir. Harem ağasının kendisini hususi bir tayine davet ettiğini görmek işinin süratle ortaya çıkacağına;. Harem ağasının kendisine birşey verdiğini görmek rızık ve malının artacağına din ve dünyasında iyiliğe işaret eder. Rüyada tanınan bir adamın harem ağası olduğunu görmek veyahut kendisini harem ağası olarak görmek üç şekilde yorumlanır: Dindarlık ve ibadet, ilim ve hikmet, rızık ve servettir. Eğer rüya sahibinin bir davası, düşmanı varsa veya savaşta ise selamete çıkıp galip olur ve davayı kazanır. Bir harem ağasını bakımlı bir yerde görmek o yer halkının iyi, güzel hâllerine işarettir. Harap ve perişan bir yerde görmek dinde noksanlığa ahlakın bozulmasına yahut harbi veya davayı kaybetmeye işarettir. Harem ağası ile dost ve ahbap olduğunu görmek ahirette selamet isteyen ümmeti iyi, dindar Müslüman bir kişi ile sohbet edeceğine işaret eder. Bütün rüya yorumcularının beyanına göre zenci, Habeşi ve beyaz harem ağası görmek din ve dünyada hayır ve salah ile yorumlanır.

AVUÇ GÖRMEK:

Kirmani demiştir ki; rüyada avuç görmek güzel ve temiz ise hayırdır. Bir beyana göre avuç günahlardan kef yani elini çekmek ile yorumlanır. Rüyada avuçlarını birbirine vurduğunu görmek iki şekilde yorumlanır: Ferah ve sevinç, faydasız şeylerle uğraşmaktır. Elinin arkası ile diğer elinin içine vurduğunu görmek bir musibete işaret eder. Cafer Sadık buyurur ki avuç rüyası altı türde yorumlanır: Bolluk ve zevk, mal, başkanlık, evlat, şecaat, haramdan uzaklaşmadır. Avuçta fazlalık veya eksiklik, temizlik ve pislik, güzellik ve çirkinlik bu altı türe ait olmak üzere yorumlanır.

 İLAÇ İÇMEK:

Rüyasında bir hastalıktan dolayı ilaç içtiğini ve ilacın etkisiyle iyileşmiş olduğunu görmek dindarlığa işarettir. Eğer dinsiz ise dünyasında farklılık, iyileşme vardır. İnsana ilaç yaptığını görmek onlara iyilik etmeye iyi ahlaklı olduğuna işaret eder. Kirmani demiştir ki rüyasında ilaç içtiğini gören hayır ve menfaate ulaşır. İçtiği ilaçtan dolayı kuvvetini kaybedecek derecede ishal olur, hastalanır. İçtiği ilacın tesiriyle aklını kaybettiğini gören gam ve kasavetten kurtulur.

 HIÇKIRIK GÖRMEK: 

Rüyada hıçkırık gafletin çokluğuna işlerin durgunluğuna ve ilgisiz olduğuna işaret eder. Hıçkırık tuttuğunu gören din ve dünya hayatında gaflete ibadet ve itaatinde gevşek davranır.

  HURMA AĞACI GÖRMEK:

Hurma bahçesi bilinen bir yerde ise ağacı kerem ve şeref sahibi biriyle bilinmeyen bir yerde ise cimri, alçak insanlar ile yorumlanır. Hurma ağacı diktiğini gören şeref kazanır. Kerim ve doğru olur. Hurma ağacı kestiğini gören kerem ve şerefli insanlara zarar verir. Hurma ağacına çıktığını gören şerefli, ulu ve kadir bir kişiye bağlanır. Hurma ağacından düştüğünü gören ümit ettiği ameline muradına erişemez. Hurma ağacının yaprağı ve dalı, helâl mala;  Hanesinde hurma ağacı görmek asil bir kişi ile akraba olacağına işarettir. Bir ağacın kuruduğunu gören zevcesinden ayrılır. Kuruduktan sonra tekrar yeşillendiğini görmek ailesinden birinin hastalanıp sonra şifa bulacağına işaret eder. Hanesindeki hurma ağacının kesilmesi; ailesinden birinin vefatıdır.

  ŞEMAME GÖRMEK:

Şemam; bilindiği şekilde güzel kokulu ve portakala benzer birşey olup yenilecek bir meyve olmadığından yalnızca kokusu ve güzel rengi bulunduğundan bu ad verilir, sevilir. Rüyada şemam görmek eş veya evlat sebebiyle sevinmektir. Ticaret dolayısıylada kazanç ve feraha işaret eder.

 LAL TAŞI GÖRMEK:

Rüyada lâl görmek, güzel ve kadri yüce bir kadına veya akıllı ve güzel bir hizmetçiye delâlet eder. Hamile kadının rüyada lâl görmesi, doğacak çocuğun kız olacağına işarettir.  Lal’in çokluğu helâl mal ile yorumlanır. Cabir’ül Mağrubi demiştir ki rüyasında tanınmış bir kişinin kendisine bir lal taşı verdiğini gören o kişinin akrabasından güzel ve iyi bir kadın ile evlenir. Eğer taşı veren bilinen bir kimse değil ise alacağı kadında tanınmış bir aileden değildir. Rüyasında bir kadının kendisine bir lal taşı verdiğini görmek şansının açılacağına işarettir. Kendisinin başka birine bir taş verdiğini görmesi o kişiyi akrabasından bir kadınla evlendirir. Cafer Sadık R.A. demiştir ki rüyada lal taşı görmek dört şekilde yorumlanır:  Eş, hizmetçi, mal ve itibar. Bir kimsenin iri ve güzel bir lal taşı olduğunu görmesi; kadr ve itibarının artacağına işaret eder.

  KEMAN GÖRMEK:

Rüyada keman görmek izzet, ulu kadir ve nimet ile yorumlanır. Bir rivayete göre gam ve keder, musibet ve batıl kelamdır. Büyüklerden birinin kendisine bir keman verdiğini gören ehli ise büyük makam, itibar, refaha erer. Ehli değil ise gam ve sıkıntısı gider. Eğer rüya sahibi âlim ise insanlar ilminden faydalanır.