SON DAKİKA

Sabiha Sefer’in yeni yazısı: ‘İstihare-2’

Bu haber 19 Mart 2017 - 8:46 'de eklendi ve 1.061 kez görüntülendi.

Köşe yazarımız Sabiha Sefer’in yeni yazısı yayında.

İstihare, İslam dininde “hayırlı olanı istemek” için başvurulan bir çare olarak adlandırılır. İslam peygamberi Muhammed, fal türü çeşitli yöntemlerden insanları vazgeçirmek için istihareyi önermiştir. Mesela, Peygamberimizin nübüvvetle görevlendirildiği sıralarda Araplardan bir kimse yolculuğa çıkmak istendiğinde, bu yolculuğun kendisi için hayırlı olup olmadığını anlamak için fal oklarına başvururdu. Peygamberimiz bu adeti kaldırarak onun  yerine istihareyi getirmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Biriniz bir iş yapmaya niyetlenince farzın dışında iki rek’at namaz kılsın ve şöyle desin:  Ey Allahım, ilmine güvenerek senden hakkımda hayırlısını istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Sınırsız lutfundan bana ihsan etmeni istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Ben bilmiyorum, ama sen bilyorsun, ben güç yetiremem ama sen güç yetirirsin. Ey Allahım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, dünyam ve geleceğim açısından hayırlı olacaksa, bu işi benim hakkımda takdir buyur, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle.  Yok eğer benim, dünyam ve geleceğim için kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Ve hayırlı olan her ne ise sen onu takdir et ve beni hoşnut ve mutlu eyle!”

Namazda, makbul olanı; ilk rekatta Fatiha ve Kafirun Suresi, ikinci rekatta ise Fatiha ve ihlas suresi  okumaktır. İki rekat namaz kılıp  bu duayı  yaptıktan sonra, kalbe doğacak istek veya  nefretle, yahut yapıcı veya engelleyici sebeplerle işin hayırlı olan tarafı gerçekleşmiş olduğuna kanaat beslenir ve buna rıza gösterilir. Namazı kıldıktan sonra dünya kelamı etmemek, sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmak, uymaya çalışırken kalpten “Allah Allah” demek güzel olan şeylerdir. Bu namazı buradan okuyup, tatbik etmek isteyenlerden bir dileğimiz olacak, Yukarıdaki Peygamber efendimizin yukarıdaki duasını kendi sıkıntısına, problemine uyarlayıp kalbinden okuduktan sonra; 3 ihlas ve 1 Fatiha’yı da başta Peygamberimize, sevdiklerine ve Zamanın Sahibine hediye eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine bu aciz kulunun anlayacağı şekilde her şeyi  aşikar göstersin, perdeleri aralasın diye Allah’a dua etsin.

Dua esnasında:

  • Allah ile konuşur gibi dua etsin,
  • Etrafını saran melekleri hissetsin,
  • Dua esnasın da gözlerini  kapatsın,
  • Boynunu büksün,
  • Allah’ın aciz bir kulu olduğunu hissetsin.

Birinci defada sonuç alınamazsa üç kere veya yedi defa tekrarlanabilir. Samimi olarak yapıldığı takdirde, kalbe doğuş olabilir, istihare sonucu bir ferahlık  ve rahatlık olursa o işin hayırlı olacağına, sıkıntı ve darlık olursa olumsuz olacağına işaret edilir. Gündüz yapılacağı gibi, iyice konsantre olunabilmesi için geceleyin yatmadan hemen önce yapılması tavsiye edilir.  İstihare için uykuya yatma ve rüya bekleme şartı olmadığıda unutulmasın.  Allah bunu samimi olarak isteyenlere bir işaret veya ipucu verir. O kapısına geleni  geri çevirmez. O’nun kapısı umutsuzluk kapısı değildir.

ALLAH BİR KULU AZARLARSA

Şeyh İbrahim İbn-i Ahmed İbn-i Tarif Mısır’da yaşıyordu. İbadet ve takvada bir inciydi. İnsanlara saygı ve nezakette eşine az rastlanırdı. Yanında gıybet yaptırmaz, Allah’ın yasaklarına uyulması konusunda çok duyarlı olunmasını öğütlerdi. Bir gün çok titiz davrandığı bir hataya kendisi düşüverdi. Şöyle ki :

Birisi gelerek Şeyh İbrahim’e, ”Üstadım! Buradan falan adam geçti mi?” diye sordu.

Fakat şeyh sorulan kişiyi tanımıyordu, ismini bilmiyordu. Tanımak ve belirlemek maksadıyla dedi ki:

”Boynu şişkin olan adamı mı soruyorsun?”

Demez olaydı!

Cenab-ı Haktan azar işitti!

Cenab-ı Hak o gece kalbine rüya yoluyla hitap ederek buyurdu ki:

”Ey İbrahim! Kullarımı, imtihan etmek için onlara verdiğim kusurlarla mı tanıyorsun? Boynu şişkin dediğin adamın adı yok mu?”

Şeyh sabahleyin kalktığında tarif ettiği adamın boynu gibi kendi boynunun da şişkin olduğunu gördü. Acıdan ve vicdan azabından kıvramaya başladı. Bir süre acı çekti. Ruhu ve kalbi derinden sarsıldı. Hayatı boyunca titiz davrandığı bir konuda yanlışlığa düşmekten Allah katında utanır oldu. Gece gündüz gözyaşı döktü, tövbe etti. Nihayet bu manevi rahatsızlığa dayanamayarak öldü.

ŞERBET GÖRMEK: Limonata, turunç şerbeti, ekşi nar suyu gibi ekşilik olan şerbetlerden içtiğini gören gam ve hüzüne uğrar. Bir rivayete göre ekşi ve tatlı beraber bulunduğundan yani az ekşi olduklarından dolayı gam ve hüzün hafif olur.Bazıları demiştirki; şerbetin lezzeti, kokusu ve berrak olup olmadığı nazari dikkate alınır. Tatlı şerbet İslam ve ilimdir. Bir rivayete göre de helâl maldır. Ekşi şerbet hafif hastalıktır. Bulanık şerbet gam ve hüzündür. Cabir’ül Mağrubi demiştir ki; elma, armut, kayısı ve çilek gibi yemesinde ekşilik olmayan tatlı şerbetler içtiğini gören hayır ve menfaate ulaşır. Bir rivayete göre uzun ömür ve geniş, güzel geçime diğer bir beyana göre de faydalı ilme Allah Teala’yı zikre ibadet ve itaate işaret eder.

YORGAN GÖRMEK: Rüyada yorgan görmek eş ile yorumlanır. Uykusunda bir yorgan satın aldığını gören izdivaç eder veya bir cariye satın alır. Yorganının çalındığını veya yandığını gören karısıyla kavga eder veya karısını boşar. Her ne şekilde olursa olsun aralarında ayrılık olur. Yorganında bir tek yırtık olduğunu veya yorganın kirli olduğunu görenin rüyası eşinin ahlâksız, vefasız olduğuna ve sevgisi olmadığına işarettir. Yorganın siyah olduğunu görmek lâyık olan için âlimlik ve zahitliktir. Eğer ona layık değilse gam ve kedere düşmektir.Cafer Sadık R.A. buyurmuştur ki; rüyada yeni ve temiz bir yorgan görmek âlimle,eşe, bekâr cariyeyle şeref ve makam ile yorumlanır. Yorgan çarşafı, güzel kadın ve eş ile yorumlanır. Kırmızı yorgan çarşafı görmek kadınlar sebebiyle düşmanlık ve kavgaya işaret eder. Beyaz ve temiz yorgan çarşafı aldığını ve yatağa serdiğini gören güzel bir kadınla evlenir. Çarşafın çalındığını, yandığını veya yırtılıp kullanılmaz bir hâle geldiğini gören eşinden ayrılır, araları bozulur veya eşlerden biri vefat eder. Çarşafının güzel, temiz olması eşinin güzelliğine çirkin ve pis olması eşinin çirkin ve pis olmasına işarettir.

FİRUZE TAŞI GÖRMEK: Rüyada firuze görmek zafer, kuvvet ve hacetin giderilmesi ile yorumlanır. Eğer firuze çok fazla ise mal ve şana işaret eder. Bir beyana göre ehli ve müstehak ise vilayet ve büyük memuriyete geçer. Ehli olmayan için de iyi ve hayırlıdır. Kirmani demiştir ki;  bir firuze taşı aldığını ve bunu son parmağına taktığını gören düşmanına galip gelir, muradına erer. Birinin kendisine bir firuze verdiğini gören o kişi tarafından mal ve menfaate erer. Firuze taşını kaybettiğini gören malını kaybeder ve israf eder. Bir kişinin bir firuze taşı verdiğini görmesi memuriyete işaret eder.

BİLEZİK GÖRMEK: Rüyada Bilezik görmek hayırlı işlere işarettir. Rüyada bekar bir kızın rüyada bilezik görmesi, evlenmesine işaret eder. Rüyada bekar erkeğin bilezik görmesi de keder ve üzüntüye yorumlanır. Rüyada koldaki bileziği kırdığını görmek, hastalığa; bilezik vermek de, birine yapılacak iyiliğe işarettir. Ebu Saidü’l-Vaaz demiştir ki: Rüyada kollarında Altın bilezik olduğunu görmek, bir yerden gelecek mirasa işaret eder.

ODUN GÖRMEK:  Rüyada kuru veya yaş odun görmek harp, düşmanlık ve laf taşıyan kimse  ile yorumlanır. Odun satan ve taşıyan halkın arkasından söz söyleyen kimseler ile yorumlanır. Kirmani demiştir ki;  rüyasında sahradan veyahut ormandan odun toplayıp arkasında taşıdığını gören rüya sahibi kötü fiiller işler. Haset, koğuculuk, fitneci ve halka iftira atmakla meşgul olan biridir. Bir ormandan odun kestiğini ve bir hayvan ile taşıdığını gören birçok kişiyle düşmanlığa düşer ve kavgaya işarettir. Ateş yakmak için iki, üç odunu bir yere koyan kimse güzel ve artan şöhrete nail olur. Odun sattığını gören halkın aleyhinde söz söyler, konuşur.

YOLCULUK ETTİĞİNİ GÖRMEK: Rüyada bulunduğu yerden daha güzel bir yere gitmek için yola çıktığını görenin hâli iyi olur ve muradına erer. Bulunduğu yerden daha fena bir yere gittiğini görenin işleri bozulur. Bulunduğu ve gittiği yerde hangisinde kalmasının daha iyi ve münasip olacağını bilemeyenin işleri karışır, meşakkata düşer veyahut bir haneden başka bir haneye intikal eder. Birine veda etmek veya birinin kendisiyle vedalaştığını görmek bir müddet hâllerinin kötüye gideceğine ve sonradan düzeleceğine işarettir. Bazı rüya yorumcuları demiştir ki yolculuk rüyası salah olanlar için ganimet ve izzettir. Gam ve sıkıntıdan kurtulmaktır. Fakat fesat olan için azaptır.

DARBUKA GÖRMEK: Rüyada darbuka görmek veya sesini duymak ya da çalmak hayırlıdır. Çünkü Hicaz’da ekseriye hac kafilelerinde ve Arafat’a giderken darbuka çalmak âdettir. Geçmiş zamanda kale muhafızları bekledikleri, nöbet tuttukları zamanlarda darbuka çalar ve bunun sedasıyla kalede uyumadıklarını ilan ederlerdi.

 ŞAHİN GÖRMEK: Rüyada beyaz bir şahin tuttuğunu gören yüksek mertebeye itibara şerefe ve izzete erer. Elinde bir şahin olduğunu gören izzetli ve itibarlı olur. Şahinin elinden uçup gittiğini görmek şeref ve mertebesinin yok olmasına işarettir. Şahinin elinden düşüp öldüğünü görmek mertebesinden düşüp fakirliğe düşeceğine işaret eder. Cafer Sadık R.A. demiştir ki; şahin görmek terbiyeli ve bilinen ise murat, ferah, müjde, emrin yerine gelmesi ve mal ile yorumlanır. Eğer vahşi ve bilinmeyen şahin ise zalim hâkim, asi evlat ve yol kesici hırsız ile yorumlanır.

CEVİZ GÖRMEK: Rüyada ceviz görmek yorgunluk ve meşakkatle meydana gelen mala işarettir. Ceviz içi de; kolaylıkla istihal olunan mal olarak yorumlanır. Rüyasında elinde cevizler olup bunlarla hışırtı yaptığını görmek düşmanlığa işarettir. Ceviz içi çürük veya bozuk ise haram maldır. Kendisinde birden fazla cevize sahip olduğunu görmek biriyle husumeti olup çekişmeye düşer.

 

İnstagram: sabihaunl

Twıttır: sabihasefer