SON DAKİKA

‘Din ve Kültürlerde Rüya’

Bu haber 22 Mayıs 2016 - 20:22 'de eklendi ve 153 kez görüntülendi.

Rüya yorumcusu Sabiha Sefer, yeni yazısı ‘Din ve Kültürlerde Rüya’yı okuyucuları ile paylaştı.

Rüya, 2000 yılında Revonsuo tarafından “uyku sırasında yaşanan, hayali bir bilince dayalı deneyimler” olarak tanımlanmıştır. Dement ve Kleitman tarafından 1957 yılında, uykunun REM (Rapid Eye Movement – Hızlı Göz Hareketi) döneminde görüldüğü keşfedilmiştir. Ancak 1988 yılında yapılan bir araştırma, rüyaların NREM dönemde de görülebileceği; ancak genellikle REM dönemde görüldüğü veya başladığını ortaya çıkarmıştır. NREM dönemde görülen rüyalar çok daha bulanık olarak hatırlanabilmektedir; nadiren REM’deki kadar parlak ve net hatırlanabilir olmaktadır. Daha sonradan, teknolojinin gelişmesiyle birlikte Elektroensefalografi (EEG), Elektro-okülografi (EOG) ve Elektromiyografi (EMG) sayesinde sırasıyla beyin aktivitesi, göz hareketleri ve kas hareketleri arasındaki ilişkiler çözülebilmeye başlamıştır. Araştırmalar, genel olarak uykunun farklı aşamalarında uyandırılan insanların rüyalarından hatırladıklarıyla, bu elektronik aletlerden alınan bilgilerin kıyaslanması aracılığıyla yapılır.

Eski Yunan filozofu Heraklatyüs’ün rüya hakkında şu sözü meşhurdur: “ Uyanık olan insanlar için tek bir dünya vardır. Uykuda olanların ise her birinin ayrı alemi vardır, onun içinde dönerler.”    Ünlü psikolog Freud: “ Rüya, uykunun bekçisidir.” Der. özellikle psikanaliz ekolünün kurucusu Sigmund Freud ile birlikte rüyâlar hakkında kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. Freud, rüyâları, uykumuz sırasında oluşan akıldışı ruhsal faaliyetler olarak görür. O, rüyâları tümüyle materyalist bakış açısıyla incelemiştir. Ona göre rüyâlar, ilâhi kaynaklı olmayıp sadece arzu tatmininden ibaret bilinçaltındaki düşüncelerin serbest olarak yüzeye çıktığı, insanların bu yolla ruhsal ve fiziksel olarak rahatlayıp tatmine ulaştığı bir olaydır.

Mısırlılar da, Mezopotamyalılar da, Hititler de, eski İbraniler de ve Keltler de benzer rüyaya yatma biçimlerine sahiptiler. Mısırlılar düş tapınaklarına o kadar önem verirlerdi ki, Konstantin (230-337) düş kehanetini yasakladığında bile bunu sürdürdüler. Mezopotamya’da düş yorumlanması da dahil olmak üzere her türlü kehanet konusunda uzman olan baru vardı.

Hintlilerin kutsal kitabı “Vedalar”da rüyâ yorumundan bahsedilir.

Hititler dualarında tanrılarına özellikle kendilerini düşlerinde göstermeleri için yakarırlardı. Bu toplumda apuli adı verilen profesyonel düş görücüler bulunurdu. Apuli, dilimize “yanıtlayıcı” olarak çevrilebilir. Düş tanrıları Zigigu’ydu, Hitit tarihinde bu tanrının adı verilmiş bir rüya yorumu kitabı da yer alır.

İbraniler düşleri kutsal isteğin bir göstergesi olarak kabul ediyordu. Eski Ahit’in bir çok yerinde Tanrının insanlarla, özellikle Yakup ve Süleyman’la düşler aracılığıyla konuştuğu geçmektedir. Talmud dönemi boyunca hahamlar inananlara dini ve sosyal dersleri öğretmek için düş yorumlarını kullanmıştır. İbranice’de düş sözcüğünün kökeni “görmek” tir. Bu durum peygamberlere neden “görücü” de dendiğini açıklayabilir.

Çin’de, Yuan Hanedanı’nın Taocu kültüründe, Lu Tung-pin, sekiz ölümsüzün sonuncusu, düşlerinde çağrılar almış ve değişime uğramıştır. Sekiz ölümsüz aslında insandır, ama Tao’cu yolu yalnızlık içinde ve bencillikten  uzak bir biçimde o kadar sıkı izlemişlerdir ki, kendilerine ölümsüzlük bahşedilmiştir. Lu Tung-pin yaşamının korkunç bir biçimde değişeceğini gördüğü bir düşten uyandıktan sonra dünyadan tekrar vazgeçmeye karar vermiştir.

Aziz Augustine düşleri kendini ve Tanrı’yla ilişkilerini anlamakta bir araç olarak görmüştür. Orta Çağ’ın sonlarına doğru Martin Luther rüyalarını kendini tanımaya, özellikle günahı anlamaya yardım ettiğini belirtmiştir.

Sevgili dostlar, devamı diğer yazımızda…

SİR JAN HAMİLTON’UN RÜYASI

Çanakkale Harbi’nde İtilaf Devletleri Kumandanı Sir Jan Hamilton, 21 Eylül 1911’de gördüğü bir rüyayı şöyle anlatıyor: ‘Dün gece korkunç bir rüya gördüm. İmroz’da çadırımın içindeki küçük portatif karyolamda yatmaktaydım. Birdenbire kendimi buz gibi sulara gömülmüş buldum. Birisi beni denizin dibine doğru çekiyordu. Boğuluyordum. İki kuvvetli elin boğazımı sıktığını hissediyordum. Bu iki el, beni hem boğuyor hem de denizin derinliklerine sürüklüyordu. Nefesim kesiliyordu.

Dehşetli bir mücadeleyle kendimi bu iki elden kurtarmaya çalıştım. Bu, o kadar sıkıntılı bir boğuşmaydı ki, yatağımda güçlükle gözlerimi açtığım zaman, bütün vücudum zangır zangır titremekteydi. Baştan aşağıya kan ter içinde kalmıştım. Boğazımı sıkan iki kuvvetli pençeyi görür gibi oldum. Çadırımın içinde sanki bir hayalet vardı. Fakat yüzü karanlıkta seçilmiyordu. Bu hayal yavaş yavaş gözden silinip kayboldu. Boğazım ferahladı. Rahat nefes almaya başladım.

Çadıra bir düşman mı girmişti? Ömrümde bu kadar korkunç bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum.

Uyandıktan sonra saatlerce bu korkunç rüyanın dehşeti içinde kaldım ve bir türlü kafamdaki acayip düşünceleri atamadım: Çanakkale tekin değildi. Üzerimize kaçınılmaz bir tehlike çökmüştü. Hepimizi meş’um (uğursuz) bir akibet beklemektedir’. Ve Hamilton’un beklediği akibet aynen vaki olmuştur.

KAR GÖRMEK:

Kar-Duvar-Kağıdı-Kış-Duvar-Kağıdı-kış-kar-snow-Snow-Wallpaper-winter-winter-wallpapers-kar-kış-buz-çocuk-cat-143

Vaktinde yani mevsiminde ve az olarak yağan kar görmek iyidir. Vakti dışında kar görmek gam, hastalık ve azap ile yorumlanır. Kış zamanında kar yağdığını görmek nimet ve bolluğa işaret eder.

Cabir’ül Mağrubi demiştir ki bahar mevsiminde kar yağdığını görmek mağlubiyete işaret eder.

Kirmani demiştir ki soğuk yerlerde kar görmek hayır ve berekettir. Sıcak yerlerde kar görmek ise kıtlık, sıkıntı ve gamdır. Yazın kar yediğini gören bereket ve menfaat görür. Kış zamanında kar yemek gam, kedere ve sıkıntıya işaret eder.

Cafer sadık R.A. demiştir ki rüyada kar görmek altı şekilde yorumlanır. Geniş rızık, hayat, çok mal, ucuzluk ve askerdir. Yaz zamanında kar yağdığını görmek hastalıktır.

HEYKEL VE RESİM GÖRMEK:

maxresdefault

Karısı hamile olan kimsenin bir heykel veya tasvir görmesi erkek evlat ile yorumlanır. Üzerinde heykeller ve resimler asılı olduğunu görmek;  rüya sahibi devlet başkanı ise sefere gider. Maaşlı ise bir işte başarılı olur. Bu insan hırsız ve suçlu ise, hapis ve gözaltı  tehdidi ve denetimi altında olmasına işarettir. Ahlaklı ve iyi halli biri ise muhafaza ve emniyettir. Arkasında bir heykel olduğunu görmek eğer layık olanlardan ise halk arasında heybetli ve sayılan bir kişi olacağına işarettir. Veya düşmanlık ve münakaşaya işarettir. Bir hayvan üzerinde bir heykel veya resim asılı olduğunu görmek o hayvandan fayda ve  menfaate işarettir. Çirkin bir heykel ve resim görmek zarar, ziyan ve kötülüğe işaret eder.

ALİM (BİLGİN) GÖRMEK: 

fft68_mf57537

Cahil bir insan rüyasında  âlim olduğunu ve insanlara sözünü kabul ettirdiğini görürse insanlar arasında hakarete uğrar. Aleyhinde iftira ederler. Bir âlimin aynı rüyayı yani kendisini âlim olmuş görmesi, yüksek şerefe işarettir. Bir âlimin kendisinde kötü bir hâlin meydana geldiğini görmesi, halk arasında alaya maruz olmaya işarettir. Bir âlimin kendisini yanına oturtup konuştuğunu ve güzel sözler söylediğini görmek hayıra ve menfaate işarettir. Âlimin huzurundan kovulduğunu, çıkarıldığını veyahut şiddetle ve hiddetle azarlandığını görmek, inancının azaldığına işarettir. İnsanlar arasında alçaklık ve hakarete işaret eder. Cafer Sadık buyurur ki uyku âleminde âlim görmek dört şekilde yorumlanır: Kadir ve kıymet, insanlar arasında itibar, makam ve adalet şeklindedir.

KUCAKLAMAYI GÖRMEK:

137223673221266

Rüyada  kucaklamak  zafer ve muhabbet ile yorumlanır.. Birini kucakladığını ve kollarını ona doladığını görmek zafere işarettir. Ebu Said’ül Vaaz demiştir ki; kucaklamak sevgi ve dostluğa işarettir.Kirmani demiştir ki;  gerek yaşayan gerek ölü tarafından kucaklandığını gören çok yaşar.Bazı yorumcular demişlerdir ki; bazen kucaklamak barışa ve kayıp kimsenin geri geleceğine işaret eder. Rüyasında düşman ile kucaklaştığını gören onunla uzlaşmaya geçerek barışır. Gurbette ve seferde olan bir kimseyi kucakladığını görmek o kimsenin vatana döneceğine işarettir.

FABRİKA GÖRMEK: 

fabrikaguvenligi

Kişinin kendisini bir fabrikada çalışırken görmesi, genç bir erkek için,  başkalarının kışkırtma ve ayaklandırması  ile yapacağı işte pişman olacağına;  genç bir kadın için , bu rüyada hediye olarak bir giyim eşyası alacağını ve pek hoşuna gideceğine; yaşlı bir insan için üzerine düştüğü bir işinin iyi bir sonuca ulaşmasıyla yorumlanır.

ARMUT AĞACI GÖRMEK: 

armut-agaci-nasil-asilanir_646x340

Rüyada  armut ağacı görmek mal ve para kazanmak için halka boyun eğen bir kişi ile yorumlanır. Bir rivayete göre zengin, insanlara faydalı, hayır sahibi bir insandır. Menfaat ve hayır isteyen bir kimse ile yorumlanır.

NİŞADIR GÖRMEK:

nişadır

Rüyada nişadır görmek mal ile tabir olunur. Bazı  yorumcular haram mal, bazıları şüpheli mal ve bazıları ise helal mal ile tabir etmişlerdir.

 TARAK GÖRMEK:

080220161637212185944_2

Rüyada tarak görmek, dost gibi gözüken düşmanlar ile tabir edilir. Tarak ile tarandığını görmek; hayır, menfaat, rahatlığa, borcunu ödemeye, muradına ereceğine ve ziynet ile tabir edilir.  Genç ve bekar bir kız için, mutlu olacağı bir gençle evlenmeye, bekar bir erkek için de şiddet ve sıkıntıya veya sabırlı ve muhterem bir kadın ile yorumlanır.

KALÇIN GÖRMEK:

corap

Rüyada kalçın görmek mal husulune işarettir. Kalçın giymek yolculuğa işaret eder. Ayağına kalçın giyip onunla yola gitmek istediğini gören yola yalnız çıkar. Bir rivayete göre rüya sahibinin eceli gelmiş vefatı yaklaşmıştır. Kış mevsiminde kalçın giyerek gezdiğini görmek hayırlıdır. Mevsim yaz ise hayır değildir.