SON DAKİKA

Simge Selçuk :Oyunculuğu çıkar kapısı yapıyorlar

Bu haber 11 Haziran 2017 - 9:13 'de eklendi ve 110 kez görüntülendi.

Kalbimdeki Deniz ile ekrana geri dönen Simge Selçuk, kolayca şöhret olmak isteyen gençleri eleştirerek, “Oyunculuğu emellerine alet etmek için yapanlar hemen anlaşılıyor ve kolay harcanıyor” diyor.

Ekranda bir süre yoktunuz ne yaptınız bu süre içinde?  

Bu bilinçli bir araydı diyebilirim. Çünkü son zamanlarda diziler yaz yağmuru gibi. Başlamasıyla bitmesi bir oluyor. Kabul etmediğim projeler başladığı zaman onları izlediğimde hiç pişman olmadım. Galiba az çok anlamaya başladım; senaryoyu okuyunca insan ruhuna ve yaşamına dokunup dokunamayacağını. Şans, kısmet de diyebiliriz. Ayrıca bu süre için keman çalmaya başladım.

Kalbimdeki Deniz’e Raşel karakteriyle dahil oldunuz. Bu diziye nasıl ikna oldunuz?  

En önemlisi kadın haklarını gözeten ve savunan, bölümlerinde o konulara yer veren, naif, duygusal bir aile dizisi Kalbimdeki Deniz. Bu yüzden herkes tarafından çok sevilerek izleniyor. İzlerken seyirciye rahatlık ve umut veren bir dizi. Raşel acıklı bir hikayesi olan bir anne. Senaryoya güvendiğim için ve uzun bir süredir anne rolü oynamak istediğim için içim rahat bir şekilde bu rolü kabul ettim.

Raşel karakteri yıllar önce sevgilisini terk etmiş ama şimdi geri dönen biri. Bu şekilde yaşanan ilişkiler hakkında yorumunuz nedir?

Bence ailenin ya da başka kişilerin baskısıyla, zorlayarak kopartılmaya çalışılan yahut doğal sürecinde ömrünü bitirmeyen gerçek sevgiler ölmez ama insanı acıtarak yaşar. Bastırılıp, yüreğe gömülse bile başka bir insan için kolay kolay filiz vermez. Bu da hamuru sevgi ve aşk olan insanoğlu için çok zor olsa gerek.

Bir kadın terk ettiyse geri dönmeli mi sizce?

Herkes kendi fiziksel, ruhsal ve zihinsel bütünlüğüyle kendi yolunu çizmeli. Tabi bunu şiddet ve hayati tehlikelerin olmadığı ilişkileri düşünerek söylüyorum. O konular hiç de kabul edilip, sürdürülecek hatta üzerine konuşulacak bile konular değil. Tabi ki kadının yapacağı şey terkedip, asla geri dönmemek. Devletin de bu konularda cezaları daha ağırlaştırması gerektiğini düşünüyorum.

Oyunculuk sizce sonradan öğrenilen bir şey mi yoksa içten mi gelen bir şey?  

Elbette içten gelen bir istek ve yetenek olması muhakkak şart. Bu yemeğin tenceresi diyelim. Doğuştan gelen yeteneğin üstüne eğitim ve   tecrübe de eklenirse o yemek yenir.

Gençlerin bu şöhret ve oyunculuk merakını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gençleri çok seviyorum, yolunda inançla ve çalışarak ilerlemek isteyenleri de destekliyorum. Fakat oyunculuğu kendi özünden başka emellere alet etmek için 10 kişiden 7’sinin oyuncu olma hevesine acıyarak ve üzülerek bakıyorum. Oyunculuğu sadece biraz şöhret olup hava atma, kız ya da koca tavlama isteğiyle, ya da lüks açlığı içinde bir çıkar kapısı gibi görerek heves eden kişileri şıp diye anlıyoruz. Bu kişiler çok kolay harcanıyorlar.

Özel hayatınızı hep geri planda   tutuyorsunuz hayatınızda biri var mı?

Verecek güzel havadisler olsa ucundan azıcık anlatırdım da yok ki. Geçenlerde bahçede otururken kucağıma yavru bir serçe düştü. Yavru serçe bile düşüyor kucağıma da bir türlü o beklenilen kişi gelemiyor. 3 kadın grubu var. Bir kocalarından dert yanan grup, bir çocuklarını birbirlerine anlatan grup, bir de nerde kaldı benim siparişim, nerde bu adam diyen grup. Şaka bir yana, potansiyel aşığım da, kavakyelleri esip geçince insan kendiyle benzer biriyle çift olmak istiyor. Ben sadece kimseyi değiştirmeye çalışmadan güven ve teslimiyetle sadece aşk denilen şeyi yaşamak istiyorum.

Gelen rol tekliflerinde  değişmesini istediğiniz bir algı var mı? 

Artık daha çok anne oynamak istiyorum ama görüntü olarak anne rolü için genç bulunuyorum. Her görüşmeye gittiğimde acaba saçla, makyajla daha yaşlandırabilir miyiz konularını konuşuyoruz. Bu durum hem memnun edici, hem de artık bu konuşmalardan çok sıkıldım. Bir oynasam da muradıma ersem diyorum. Zaten dediğim gibi Raşel’i bu yüzden de sevip, kabul ettim. Bir de hep modern ve varlıklı kadın tipleri yerine daha yöresel kadın rollerini oynayabileceğimi de göstermek istiyorum.

Vatan gazetesi