SANAT DÜNYASINDAN BİR ÇINAR DAHA GİTTİ
Mono Elektrik

BÜYÜK MÜZİSYEN, BOZKURT İLHAM GENCER, YARIN 26 MAYIS 2023 CUMA GÜNÜ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ'NDE DÜZENLENECEK TÖRENİN ARDINDAN ZİNCİRLİKUYU CAMİSİ'NDE KILINACAK ÖĞLE NAMAZI SONRASI ZİNCİRLİKUYU'DAKİ AİLE KABRİSTANINDA EBEDİ HAYATA UĞURLANACAKTIR.

İŞTE "BOZKURT İLHAM GENCER"İN HAYATI...

Bozkurt İlham Gencer, klasik anlamda boylu boslu olmasa da yakışıklı bir adam. Sesi, konuşurken bile mikrofondan çıkarcasına gür. Çenesindeki gamzesi, kendisinin mührü. Kabiliyetini Tanrı’dan alan Gencer, sayısız nitelikleriyle tek başına bir ordu. Galatasaraylı olsa da o hep milli takımı tutar. Bir de her sabah spor yapar.
Kolay kırılmaz kimseyi de kırmaz. O'nun için zenginlik ölçüsü, doğru olmak, işini severek yapmak, hatalarını en aza indirmek. Para pul tanımaz, eli açık, yardımsever, gözü pek ve cesur. En büyük özeliği, inandığı şeyleri yapmak ve tevazu sahibi olmak.
Müzisyenliği yanında milliyetçiliği ve vatanseverliği de onun yaşam biçimi. Müdana etmeden yaşamak, kimseye borçlu kalmamak başlıca ilkesi.
İlham Osman, 1923 yılında Bakırköy'de doğmuştu. Ailesi ve yakınları O'nu, 1934 yılına kadar kullandığı İlham Osman ismiyle çağırmış soyadı kanunuyla birlikte babasının "Gencer" soyadını almasından sonra İlham Gencer ismi, kendisini bugünlere taşımıştı.
Annesi Nihal Türkaydın Hanım, babası İbrahim Ethem Bey'in tek erkek evladı. Gencer, babasının vefatından sonra annesi ve dedesi Halil Nail Öget tarafından yetiştirildi.
Annesi Nihal Hanım, uzun yıllar Almanya'da tahsil görmüş Almancayı ana dili gibi konuşan bunun yanında Fransızca ve İngilizceyi çok iyi bilen bir hanımmış. Çocuklara piyano dersleri veren Nihal Hanım, cam içi süsleme sanatının da dünyadaki sayılı sanatçılarından biri olarak çok sayıda sergi açmış. Bu yüzden Gencer'in, sanatçı ruhunu annesinden almış olduğu söylenebilir. Hatta şakayla karışık ölümün her insana geleceğini düşünerek bundan 26 yıl önce birbirimize vasiyette bulunduğumuzda bir gün ben de her fani gibi uçmağa vardığımda beni Türk bayrağına sararak Fatih Camii'nden kaldırıp Zincirlikuyu Mezarlığı'na annem Nihal Türkaydın'ın üzerine gömün diyerek nüfus kağıtlarımızın fotokopisinin arkasına vasiyet yazara ben de Bozkurt ağabey de imzalayıp birbirimize vermiştik.
Aslında 1932 yılında tahsil hayatına 44'üncü Şişli İlkokulu'nda başlayan Gencer, 1938'de ilkokulu bitirip aynı yıl orta öğrenimine devam edecekken büyük Atatürk'ün ölüm haberi gelmiş ve Gencer, tüm Türk insanının yaşadığı derin üzüntüyle dedesi Halil Nail Bey'den Atatürk'ün cenaze merasimine kendisini de götürmesini istemişti. Dedesi, Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'ndaki cenaze törenine küçük Gencer'le birlikte gitmiş o mahşeri kalabalıkta küçük Gencer, dedesinin elinden bir an kurtulunca ne olduğunu anlamadan top arabasını çeken atların altında kalarak başından yaralanıp gözlerini Teşvikiye Sağlık Yurdu'nda açmıştı. Cenaze törenindeki kalabalıklar, ulusunu bağımsız kılan büyük önderi ölümsüzlüğe gönderirken Gencer, bir buçuk ay hastanede tedavi görmüştü.
Ağabeyim Bozkurt İlham Gencer ile bu eski günleri anarken ölümün her insana geleceğini düşünerek bundan 26 yıl önce birbirimize vasiyette bulunduğumuzda bir gün ben de her fani gibi uçmağa vardığımda beni Türk bayrağına sararak Fatih Camii'nden kaldırıp Zincirlikuyu Mezarlığı'na annem Nihal Türkaydın'ın üzerine gömün diyerek nüfus kağıtlarımızın fotokopisinin arkasına vasiyet yazarak ben de Bozkurt ağabey de imzalayıp birbirimize vermiştik.
Atatürk'ün vefat ettiği o yıl, Nişantaşı Şişli Terakki Okulu'nda orta öğrenimine başlayan Gencer, 1942 yılında ortaöğretimden mezun olmuştu.1943 yılında Ortaköy'deki Kabataş Erkek Lisesi'ne kaydını yaptıran ve burada 4 yıl lise eğitimini sürdüren Gencer, kendi deyimiyle derslerde pek başarılı olamayıp belge alarak okuldan ayrılmıştı. Okuldan ayrılırken ana dili gibi Almanca konuşmasını ise burada Almanca öğretmeni olan Besim Gürman'dan öğrenmiş.
Lise diplomasını ise 1948 yılında Atatürk Erkek Lisesi'ni bitirerek alan genç İlham, o yıllarda müziği kendisi için bir yaşam tarzı olarak benimsemiş ve yaptığı müziği, yüksek tahsile tercih etmişti.
Daha beş yaşındayken piyano hocası olan annesi Nihal Hanım'dan aldığı eğitimle müzisyenliğe ilk adımını atan ve ilk bestesini de beş yaşında yapan Gencer'i profesyonel müzisyen olmaya yönelten ve geleceğe hazırlayan orta öğrenim ve lise yıllarında derslerini etkileyen müzik çalışmaları olmuştur. 1940 yılında ise İstanbul Harbiye Orduevi'nde verdiği konserden başlayarak onu dinleyen ve tanıyan insanların dünyasına hızla girmeyi başaracaktı Gencer.
Kendine has tarzıyla toplulukların aradığı bir isim olmayı başaran Bozkurt İlham Gencer, "Çok yakışıklı bir adamdı." dediği babası İbrahim Ethem Bey'i, 1944 yılında bir beyin kanaması sonucu kaybetmişti. Uzun yıllar babasızlığın verdiği yoksunluğu derinden hissedecek olan bu yetenekli genç adam, bundan sonra çalışmalarını aralıksız sürdürerek ilk önce İstanbulluların yakından tanıdığı bir müzisyen olacaktı.
Bozkurt İlham Gencer, 1949 yılında daha yirmi dört yaşındayken TRT İstanbul Radyosu'nda canlı yayında "İlham Gencer'le Cumartesi Geceleri" adlı yirmi dakikalık şov programları yapıyordu. Bu sırada, Ankara Radyosu'ndaki "Ateş Böcekleri" programının yapımcısı İbrahim Özgür'ün Galatasaray'da işletmeciliğini yaptığı Tea Room adlı kulüple de çalışmaya başlamış 4 ay sonra Tea Room Kulübü'nü bırakarak o yıl yeni açılan Kervansaray işletmesiyle anlaşmış askere gidene kadar çalışmalarını her gece saat 23.00 - 03.00 arası orkestrasıyla birlikte Kervansaray'da sürdürmüştü.
Askere gitme zamanı geldiğinde, sülüsünü alarak Ankara Yedek Subay Okulu’nda vatan hizmetine başlayan Gencer, altı aylık hizmetinden sonra askerliğini, Türk ordusunda Sıhhiye Bölük komutanı olarak tamamlamıştı. Orduevlerinde müzik çalışmalarını aralıksız sürdürerek ilk orkestrasını o yıllarda kurmuş bu toplulukta Turhan Eteke ve Özdemir Baturalp gibi önemli isimlerle birlikte çalışmıştı. Amatör şarkıcıların Gencer’le tanışmak ve kabiliyetlerini Gencer’e ispatlamak için yarıştığı o yıllarda şarkı söyleyen Berkant’ı, Ankara Radyosu’ndaki programına davet eden ve profesyonelliğe ilk adımını atmasını sağlayan da O’ydu.
1950 yılında Gencer, Kervansaray'da dans gösterileri yapan Amerikalı zenci şarkıcı Eartha Kitt’le burada tanışmış geçim sıkıntısı çeken Eartha Kitt’e Üsküdar şarkısını öğreterek O’nun bu şarkıyla dünyaca meşhur olmasını sağlamıştı. Kitt, sıkıntılı günlerinde kendine yardım eden Gencer'i: "Öğrettiği Üsküdar şarkısıyla kendisini dünyaya tanıtan, meşhur ve zengin eden müzisyen" olarak her yerde anlatmıştır.
Şöhret basamaklarını adım adım çıkan Gencer: "Ben onun hem hocası hem kocasıyım. ‘’ dediği Solist eşi Ayten Alpman'la 1953 yılında evlenmişti. Aradan birkaç ay geçtiğinde doktorlar, Alpman'ın hamile olduğu müjdesini vermişti Gencer’e. O sıra Gencer ve Ayten Alpman, Boğaz'da Baltalimanı Borivaj Gazinosu'nda birlikte çalışmaktaydı.
Ayten Alpman, hamileliği nedeniyle bir müddet çalışmalarına ara verecekti. Gencer ise Trio, Aydemir Mete ve Ali Çetinkaya ile programlarına devam edecekti. Farklı sesiyle tüm Türkiye'nin yakından tanıdığı Ayten Alpman'ın, 1954 yılında anneliğe ilk adımını atıp İlhan'ı dünyaya getirmesinin ardından çok geçmeden Gencer çiftinin mutluluklarına bir yenisi eklenmişti. Daha İlhan emeklemeye başlamadan bu kez kızları Ayşe'ye hamile kalınca, bir müddet daha çalışmalarına ara vermişti Alpman.
Borivaj Gazinosu, o dönemin en sükseli eğlence yeriydi ve tanınmış birçok insanın da uğrak yeri olduğundan eğlencenin sabahlara kadar sürdüğü samimi gecelere şahitlik etmişti. Bozkurt İlham Gencer, Atatürk'ün yakın arkadaşlarından Kılıç Ali ve Fahrettin Altay Paşa'yı, Adnan Menderes'i, Ulaştırma Bakanı Kemal Zeytinoğlu'nu, dönemin iş adamlarından Cemil Muhayyeş'i, yüksek mühendis Emrullah Aksu ile eşi Handan Aksu'yu, Benli Belkıs ve Mithat Dülge'nin yanı sıra Erol ve Haldun Simavi, Sadıkoğlu Ailesi'nden Sudi ve Suat Kardeşleri, Arslan Sadıkoğlu ve oğlu Demirhan ile Çiğdem Simavi'nin babası Avni Meserretçioğlu'nu da Borivaj'ın müdavimleri arasında sayar. ‘’Çok sevdiğim’’ dediği dobra insan Gönül Yazar'ı da unutmamak gerektiğini belirtir.
O günlerde İstanbul’da Büyük Hilton Oteli bitmiş olup otelin açılışı yapılacaktı. 1966 Hollywood’unun ünlü simaları da İstanbul’a gelerek bu açılışa katılacaktı. O geceye hoşça vakit geçirmek için gelenler arasında Ann Miller, Akim Tamirof, Terry Moor ve sevgilisi Hilton’un varisi Nick Hilton da vardı. Zamanın dedikodu yazarlarından meşhur Luella Person da ilerlemiş yaşına rağmen Nick Hilton ve sevgilisi Terry Moor’u izlemek ve haklarında dedikodular yazmak için bir ekiple birlikte Türkiye’ye gelmişti.
Hilton’un açılışından önce Vip Turizm’in sahibi aynı zamanda İstanbul Turizm Bölge Müdürü olan Fethi Pirinççioğlu’nun misafiri olarak Borivaj Gazinosu’na Gencer’i dinlemeye gitmişti. Gencer’i dinleyen Luella, o geceki atmosferden etkilenmiş olacak ki ertesi gün Hilton’un açılışı için gelenlere, açılıştan sonra Borivaj’a gitmelerini ve Gencer’i mutlaka dinlemelerini tavsiye etmişti. O gece, Borivaj’da Hollywood’dan gelen artist ve yazarların yanında Türk sinema artistleri, gazeteciler, yazarlar, sanayici ve iş adamları da vardı.
Gencer’in o gece yaptığı müzik ve şovlar, gelen misafirleri adeta büyülemişti. İlk kez geldikleri Türkiye’de, Gencer’le Hollywood gecelerini aratmayacak bir geceye sahip olmuşlardı. Hele Gencer’in Ann Miller’in o gece ‘’Hello Dali’’ şarkısını yorumlayarak yaptığı gösteri, görmeye değerdi. Hürriyet gazetesinin sahibi Erol Simavi’nin, çoğu zaman bongo çalarak katıldığı Borivaj gecelerinden biri, bir kez daha hafızalardan silinmeyecek biçimde yaşanmıştı.
İstanbul, beş yıldızlı Hilton Oteli’ne sahip olurken İzmir’de de kentin simgesi olan fuar, açılmak üzereydi. Turistlik faaliyetler, neredeyse Gencer’siz yapılmıyor o yıllarda Türk turizmine Gencer, büyük katkılar sağlıyordu. Bu turizm etkinliklerinde de akla gelen ilk isim, Müzisyen İlham Gencer oluyordu.
Bir yıl önce İzmir Fuarı’ndaki Kübana Gazinosu’nda program yapan Bozkurt İlham Gencer’e, 1955 yılında fuardaki Mogambo Gazinosu, kapılarını açmıştı. Ayten Hanım, Ayşe’ye 6 aylık hamile olmasına rağmen Mogambo Gazinosu’nda, eşi Gencer’in orkestrası ile birlikte fuar sonuna kadar sahne alacaktı.
İzmirlilerin daha önce Kübana Gazinosu ve Golf Kulüp'ten tanıdığı Gencer ve triyosu, turistik fuar gecelerine farklı bir renk katmıştı. Her gece saat 21.00’de başlayan program, saat 23.00'te Ayten Alpman'ın sahne almasıyla devam etmişti ve gazino sahipleri ve Gencer, bu alâkadan memnundu.
Seyircileri de Gencer'i, ağustos ayının 20'sinden 6 Eylül'e kadar hiç yalnız bırakmazdı. Hiçbir gece, tek bir masanın boş kalmadığı Mogambo Gazinosu, o gece 6-7 Eylül olaylarına tanık olacaktı.
O gece fuara gelenler, yine Mogambo Gazinosu'nda yerlerini almıştı ve tanıdık simaların arasında değerli Şarkıcı Müzeyyen Senar da bulunmaktaydı.
Gazino, o gece yine tıklım tıklım doluydu. Bozkurt İlham Gencer, henüz ikinci şarkısını okuduğu sırada bir anda müziğin sesi sloganlar ve bağırmalarla kesilmiş her şey durmuştu. Çok korkan Ayten Hanım da hemen eşinin arkasına sığınmıştı.
Kalabalık bir grup basmıştı Mogambo Gazinosu’nu. Hamile olan Alpman, ne yapacağını şaşırmış korku ve dehşeti yaşamıştı. Gelen çapulcuların başı, Gencer'in önündeki mikrofonu almaya çalışmış o sırada Gencer, çapulcunun sol el bileğini kavramış ve çapulcu ile aralarında boğuşma başlamıştı. Bir kafa darbesiyle adamı yere yıkmıştı Gencer. Diğerleri, Gencer'in tepkisinden şaşkın bir halde donup kalmıştı. Gencer, orada gelişecek olayların hamile olan eşi Alpman'a ve doğacak çocuğuna zarar verebileceğini düşündüğünden soğukkanlı bir şekilde çapulcuların elinden aldığı mikrofonla hemen İstiklal Marşı'mızı söylemeye başlamıştı.
Gencer’in pratik zekâsı, olacakları engellemişti. İstiklal Marşı'nı okurken herkes esas duruşa geçmişti, tabii çapulcular da. O sırada Gencer, müşteriler arasındaki Müzeyyen Senar’ın da korktuğunu görmüştü. Şaşkın bir tavırla herkes marşı okurken Müzeyyen Senar, Türk’üz, Türk’üz, Türk’üz diye avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamıştı. Güneş bir an için bulutların arasına saklandıysa da Gencer'in kararlılığı ile yeniden doğmuş çapulcular neye uğradıklarını şaşırmış bir şekilde pabucun pahalı olduğunu anlayarak oradan kaçmışlardı.
İstiklal Marşı bittiğinde, orada çapulculardan kimse kalmamıştı. Bu sırada fuardaki gazinolar yerle bir edilmiş iş yerlerinin yanı sıra birçok insan da olaylardan payını alarak fuarı terk etmişti. Gencer, gösterdiği cesaretle çalıştığı yeri tahrip olmaktan kurtarırken müşterilerinin de zarar görmesini engellemişti.
Gencer, Gençlik Marşı'yla: "Dağ başını duman almış yürüyelim arkadaşlar." diyerek bir yanına eşi Ayten Alpman'ı, diğer yanına Müzeyyen Senar'ı alıp yakılıp yıkılan İzmir Fuarı’ndan, işletmecilerin ve müşterilerin alkışları arasında ayrılmıştı.
Ne yazık ki o yıl, İzmir Fuarı tamamlanamadan kapılarını kapatmak zorunda kalacaktı.
26 sene önce Bozkurt İlham Gencer'in hayatını yazdığım kitapta, onu anlatma hazzını yaşayarak yarım asırlık hayatımızda bana ağabeylik ve ben kendisine kardeşlik yaparak bugünlere kadar geldik. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sanatta ve siyasetteki yolbaşçısı Bozkurt İlham Gencer'e nurlu uçmağını sonsuza kadar yaşamasını, ölümsüzlüğü uçmağında yaşatmasını diliyorum.
Tanrı, nurlarda yaşatsın.
 
Kaynak: Sami Sefer COŞKUN
 
endeep yatay

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Endeep Kare Mono Elektrik

Puan Durumu

Takım OM G M P
1 FB  Fenerbahçe 27 22 1 70
2 GS  Galatasaray 26 22 1 69
3 TS  Trabzonspor 27 14 9 46
4 BJK  Beşiktaş 27 14 9 46
5 KSM  Kasımpaşa 27 11 10 39
6 SVS  Sivasspor 27 9 8 37
7 İBFK  Başakşehir 27 10 11 36
8 ÇRZ  Ç.Rizespor 27 10 11 36
9 ANT  Antalyaspor 26 8 7 35
10 KYS  Kayserispor 27 10 9 35
11 SAMS  Samsunspor 27 9 12 33
12 ADS  Adana Demir. 27 7 9 32
13 ALNY  Alanyaspor 27 6 9 30
14 FKGK  Karagümrük 27 7 12 29
15 MKE  Ankaragücü 27 6 10 29
16 HTY  Hatayspor 27 6 10 29
17 GFK  Gaziantep FK 27 7 13 28
18 KON  Konyaspor 27 6 11 28
19 PNDK  Pendikspor 27 6 13 26
20 İST  İstanbulspor 27 3 18 12
21

Reklam

NETİDİ

Yazarlarımız

E-Bülten Aboneliği